“3 Nisan Türk kadınının en büyük zaferidir”

CHP Karacabey Kadın Kolları Başkanı Nuray Kula Ayhan, 3 Nisan Türk Kadınının seçme ve seçilme hakkı kazanması 88. yıldönümü nedeniyle bir açıklama yayınladı.

3 Nisan 1930’da yürürlüğe giren Türk Kadınlarına Yerel Seçimlerde Seçme ve Seçilme Hakkının verilişinin 88. yıl dönümü olduğunu hatırlatarak, sözlerine başlayan Ayhan, 

“3 Nisan tarihi Türk kadınının en büyük zaferlerinden biridir.  88 yıl önce bugün dünyadaki birçok ülkeden önce kadınımız seçme ve seçilme hakkına kavuşmuştur. 

Atatürk Türkiye’si her alanda çağdaşlığı getirmek için bağımsızlık ile birlikte çalışmaya başlamıştır. Çağdaş Atatürk Türkiyesi batılı devletlerden önce 3 Nisan 1930’da kadına seçme ve seçilme hakkı vererek dünyaya örnek olmanın haklı gururunu yaşamıştır.

Kadının seçme ve seçilme hakkına ilk kavuştuğu tarih 3 Nisan 1930 Belediye Kanunu’yladır. Ve bu haklı gurur Cumhuriyet Halk Partisinin imzasını taşır.

5 Ekim 1930’da da başka bir ilk yaşanmıştır. 3 Nisan’da kabul edilen Belediye Kanununa göre yapılan seçimlerde Artvin’e bağlı Yusufeli İlçesinin Kılıçkaya Belediyesine Sadiye Hanım Belediye Başkanı seçilmiştir.

Belediye seçimlerine katılma hakkını köylerde muhtar olma, ihtiyar heyetlerine seçilme ve son olarak da 5 Aralık 1934’de Anayasa ve Seçim Kanunu’nda yapılan yasa değişikliği ile Milletvekili olma hakkı izlemiştir. Bu değişiklikler ile kadın siyasetin temel aktörü olmuştur.

Bugün Cumhuriyet Halk Partisi olarak başka bir haklı gururu daha yaşamaktayız. Kadınların seçme ve seçilme hakkını elde etmesi kanunlarını çıkaran CHP, 2012 yılında yapmış olduğu tüzük değişikliği ile siyasete yüzde 33 cinsiyet kotası getirmiştir. CHP kadının her alanda olmasını savunurken, getirdiği kota ile buna örnek de olmuştur.

Kadınların kendi kaderleriyle birlikte ülke kaderinde de söz sahibi olabilmelerinin yolu siyaset yapmaktan geçtiğini Türk kadını kendisine tanınan hakları ve görevleri layıkıyla yerine getirebileceğini, çeşitli mesleklerde çalışarak başarıyla kanıtlamıştır. Kadınlarımıza seçme ve seçilme hakkının tanınmasının ilk adımı 1923’te Nezihe Muhiddin önderliğinde, ilk kadın partisi ‘Kadınlar Halk Fırkası’nı kurma isteği ile başlamıştır. Fakat 1909 seçim kanunu sebebiyle bu parti kurma girişimi  ‘Türk Kadınlar Birliği’ derneğine dönüşmesiyle sonuçlanmıştır. Daha sonraları ise kadınlarımıza seçme ve seçilme hakkının tanınması 1930’larda çıkartılan bir dizi yasalar ile önce yerel yönetimlerde belediye, muhtarlık ve ihtiyar meclislerinde seçme ve seçilme hakkı tanınmıştır. Kadınlarımız ilk olarak, 1930’da eylül ayında başlayıp ekim ayının 20’sine kadar süren belediye seçim İnönü ve 191 milletvekilinin sunduğu Anayasa ve seçim kanununda gerekli yasal değişikliklerin yapılmasını öngören yasa önerisi sonucu bu hak elde edilebilmiştir. Anayasanın 10 ve 11. maddeleri değiştirilerek her kadına 22 yaşında seçme ve 30 yaşında da seçilme hakkı tanınmıştır. Kadınlarımızın katıldığı ilk genel seçimler 8 Şubat 1935 yılında yapılan TBMM 5. dönem seçimleridir. Bu seçimlerde TBMM’ye 17 kadın milletvekili girmiştir.”

“Kadına verilmiş olan milletvekili seçme ve

seçilme hakkı, halen kağıt üzerinde kalmış”

Ayhan sözlerini şöyle tamamladı: “Günümüze gelecek olursak, 1 Kasım 2015 genel seçimlerinde bu sayımız ancak ve ancak 80 yılda 82 milletvekili çıkarabilmiştir. Onun içindir ki Türk kadınına iki türlü görev düşmektedir. Birincisi kendi haklarını kullanmayı, diğeri ise bu haklarını lerine katılmış, şehir meclisine İzmir’de Cumhuriyet Halk Fırkasından iki kadın seçilmiş. BiriHasene Nalan diğeri ise Benal Nevzat hanımlar ile İstanbul’da yine Cumhuriyet Halk Fırkasından Rana Sani Yener, Saniye İsmail, Ayşe Remzi, Nakiye ve Latife Bekir hanımlar seçilmişlerdir. İlk kadın muhtarımız ise Aydın’ın Çine ilçesine bağlı Değirmendere Köyü’nde (bugünkü adıyla Karpuzlu) 500 oy alarak seçimi kazanıp tarihe geçen Gül Esin hanımdır.” dedi.

“İlk genel seçimlerde TBMM’ye,

17 kadın milletvekili girmiştir”

Nuray Kula Ayhan, sözlerine şöyle devam etti: “1924 Anayasası hazırlanırken, kadınlarında milletvekili seçme ve seçilme hakkına sahip olması gündeme gelmiş ancak bu hakkın erkeklere tanınması fikri ağır bastığından kadınlarımıza bu siyasal hak tanınmamıştır. 1934 yılında dönemin başbakanı İsmet bilmeyenleri aydınlatmaları, bilgilendirerek haklarını kullanmalarını sağlamaktır. Kısacası 82 yıl önce, Türk kadınına verilmiş olan milletvekili Seçme ve Seçilme Hakkı, halen kağıt üzerinde kalmış demektir. Kadın, erkek egemenliğine boyun eğmiş kendi seçilememişse bu tüm Türk toplumunun acı bir kaybıdır. Onun içindir ki, biz kadınlar olarak erkeklerin bulunduğu her yerde uyanık ve etkili olmak zorundayız. Türk kadını dikkatini, haklarına, hürriyetine, vatanına, bayrağına dinine, kültürüne, temel değerlerine, ülkenin geleceğine ve Atatürk’e sahip çıkmaya vermelidir. Bu da kendi kaderleri ile birlikte ülke kaderlerine de söz sahibi olmaları, Seçme ve Seçilme Haklarını layıkıyla kullanmaları ile mümkün olacaktır.

Türk kadınının Seçme ve Seçilme Hakkı’nın 88. yıl dönümünü kutlarken Atatürk ve fikir arkadaşlarını saygıyla anıyor, Türk kadınları olarak değerlerimizi korumaya kararlı olduğumuzu bir kez daha yineliyoruz. Kadınların seçme ve seçilme hakkının elde etmelerinin yıldönümünde başta Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere yasal düzenlemelerde emeği olan herkes şükranlarımı sunar, kadınlarımızın daha çok siyaset dünyasında görmek hedefi ile bu özel günü tekrar kutlarım.”

 
Lütfen Paylaşın ve Beğenin