___İŞTE EYLÜL ____

‘SARI SONBAHAR’

Gürel ERGEN

Eylül, hüzün ayıdır. Bir adı da “Hazan” olan Eylül, ayrılıkların yaşandığı; acımasız ve sert rüzgârların dalların aylardır konuk ettiği yemyeşil yaprakları soldurup, yok oluşa sürüklediği dönemdir. Göçmen kuşların, son danslarını sergiledikten sonra, uzak diyarlara kanat çırptığı zaman dilimidir Eylül. Günler kısalır, gölgeler ve geceler uzamaya başlar bu ayda.Ve her ömrün bir Eylül’ü vardır.

Ben, vedasız ve dönüşsüz ayrılıklarda en yakınlarımı içim parçalanarak bir Eylül ortasında sonsuzluğa uğurladım. Aylardır maviliğinin altında gezindiğimiz, akşamları Samanyolu’nu seyredip, kayan yıldızlarını izlediğimiz gökyüzü, Eylül gelince bulutlanır. Yaz arkadaşlıkları, dostlar, bir ad ve telefon numarası, ya da birkaç fotoğraf olarak kaydedilir, elimizden düşmeyen teknolojik ürünlere.

Gelecek yaza kadar kaç kez görüşülecek, ya da yaz gelecek ama O’nun gelip gelmeyeceği veya bir başka deyişle, kendi mevcudiyetimiz  bile meçhulken…

Eylül, adım adım kışa yaklaştırır zamanı. Şaiirin dediği gibi; Ayvanın sarı, narın kırmızı oluşu  hep Eylül’dedir. Bağda üzüm, okulda zil sesi ve  zamanda  Sarı Sonbahar’dır Eylül.  Ne çok gider olur.. Ne çok el sallanır bu mevsimde.Yağmurlar, doğanın gidene ağlayışıdır sanki. Sonbaharda ne çok “Beni unutma!” vardır. Ayrılık mevsimidir sonbahar. Akılda bir hüzzam şarkı…Bir de ayrılıkların sızısı kalır…”Böyle mi esecekti son günümde bu rüzgar? Bütün kuşlar vefasız, mevsim artık sonbahar…”

Tek avuntumuz; geçmekte olan her günün, bizi yeni bir İlkbahara taşıyacağını bilmemizdir.

Diliyorum ki; hiçbirinizin gönlündeki baharlar solmasın. Yaşamınız, kaç yaşında olursanız olun, hazana ermeden, bitimsiz bir ilkbahar tadı ve güzelliğinde geçsin.

Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial
E-bulten
Facebook
Facebook