Bursa ve İmaret Caddelerinin Belediyeye Devrine Gazeteci Etkisi

KARACABEY’E GAZETECİ HİZMETİ

Gürel ERGEN

Z Kuşağı hiç bilmez.Tarihe not düşmek amacı ile Karacabey’i tam ortadan ikiye bölen Bursa ve İmaret Caddelerinin T.C.Karayolları’nın sahipliğinden alınıp,nasıl Karacabey Belediyesi’ne verildiğinin yaşanmış öyküsünü anlatmak istiyorum.

Yaşanmış bu gerçek öykünün tanıklarının pek çoğu halen hayatta ve aramızdadır.

Kulakları çınlasın, Erol Onur’un Belediye Başkanlığı dönemi idi. Bir yaz ve pazar günü…Bülent Ecevit Hükümeti’nin  etkili ve yetkili bakanlarından birinin Karacabey’e inceleme ziyaretinde bulunacağı biz basın mensuplarına da bildirildi.Karacabey’deki tüm mülki erkan ile Kaymakam, Belediye Başkanı Erol Onur başta olmak üzere, belediye meclisinin  her partiye mensup üyeleri, siyasi parti temsilcileri ile sivil toplum örgütlerinin yetkilileri ve meraklı halk topluluğu konuk bakanı karşıladık.

Konumuz belediye ile ilgili olduğundan bakan beyin diğer ziyaretlerini anlatmayı gereksiz görüyorum.

Belediye Başkanlık makamına bakan bey,yan koltuklara da Bursa Valisi, Kaymakam, Belediye Başkanı Erol Onur oturmuş,yukarıda genel olarak kimliklerini saydığım  salonu lebaleb doldurmuş zevat ise ayakta ve ne konuşulacağını işitmeyi merakla bekliyordu.Ben ise bakan beye yaklaşık bir metreden yakın mesafede gazeteci kimliğimle münasip bir an yakalayıp kendisi ile konuşmayı planlıyordum.Karşılıklı hatır soruşmalardan sonra öyle bir sessizlik oldu ki; adeta sinek uçsa vızıltısı duyulacak cinsten.Kimsede tık yok! Derin bir sessizlik kapladı başkanlık odasını.Ben, içimden fırsat bu fırsattır deyip, “Af edersiniz bakan bey, bir şey söylemek istiyorum”şeklinde konuşarak sözü açtım. Herkes kelimenin tam anlamı ile kulak kesilmişti. Öyle ya, orada o kadar etkili ve yetkili kişi varken bakan bey ile sohbeti genç bir gazeteci başlatıyordu.Ve acaba ne diyecekti.Bakan bey izin verince devam ettim:

“Sayın Bakanım,az önce Bursa yönünden Karacabey’e geldiniz.Ana cadde ve devamı olan İmaret Caddesi yıllardır kara yollarının uhdesinde bulunuyor. Karacabey Belediyesi bu caddelere tek kazma bile vuramıyor. Çünkü kara yolları “Yol benim.İzin vermiyorum” diyor.Yoldaki çukur, çökme, parke kaymalarından bıkıp usanan  halk belediye başkanına af edersiniz  ana-avrat küfür ediyor. Zamanın belediye başkanı Ali Hayri Dörter, tepkilerden bıktığı için yol kenarlarına “Bu yolun bakım ve onarımı kara yollarına aittir” şeklinde tabelalar dikerek aklınca küfürleri üzerine almamayı amaçlamıştı… Kara yolları yolu yapmaya kalkınca da bu kez belediye kara yollarına  sulama yapılması için gerekli arazözü vermiyor. Onlar da en yakın Akçalar Belediyesi’nden arazöz getirtiyordu.Bu sorunun çözümlenmesi konusunda ne düşünüyorsunuz” diyerek sözümü tamamladım.

Bakan bey,”Bana teşekkür ederek, “Biz, işte böyle sorunları öğrenmek ve çözmek için geziyoruz” dedikten sonra vali beye  dönerek; “Nedir bu işin aslı?” diye sordu.Vali bey de onaylayınca bakan,  öncelikle telefonla Bursa Kara yolları Bölge Müdürlüğü’nü arattı ve görüşmenin ardından belediye başkanı Onur’a “Derhal şimdi dilekçeni yaz ve burada vali beye ver.Pazartesi günü yani yarın da Bursa’ya giderek bu işi bitirin.Ve caddeleri Karacabey Belediyesi’ne teslim alın” emrini verdi.

Mesele bitmişti!!!

Yıllardır kara yolları ile belediye arasında sürüp giden, hiçbir kaymakam, belediye başkanı, iktidar partisi ilçe başkanlarının  üstesinden gelemediği anlaşmazlık, genç bir gazetecinin konuyu bakana iletmesi ile çözümlenivermişti.

Karacabey Belediyesi, rahatlıkla çalışma yapabildiği Bursa ve İmaret Caddelerine bir gazeteci sayesinde ve  işte böyle sahip olmuştu.

KARA YOLLARI NEDEN CADDELERİ BELEDİYEYE VERMİYORDU?

Kara yolları Karacabey’i ikiye bölen en önemli caddelerinin belediyeye verilmesine asla izin vermiyordu.Çünkü kara yollarının Boğaz yönüne ulaşımı caddelerin belediyeye devriyle engellenecekti.Belediyenin mutlaka bir alternatif yol göstermesi ve kara yolu ulaşımının sekteye uğramamasını sağlaması gerekiyordu. Belediye ise yıllardır Boğaz’a ulaşım sağlayacak alternatif bir yolu kara yollarına göstermemekte ısrar ediyordu.

Ayni gün çözüm bulundu ve park altından geçen yol, kara yollarına bırakarak kesintisiz Boğaz’a ulaşım sağlanmış oldu.

SON SÖZ

Gazetecilik, kopyala,kes, yapıştır yaparak,başkalarının yazdığı haberlere kendi imzanı atarak ajanslara geçmek,”Kaza oldu 2 ölü 1 yaralı”,”Bir eve hırsız girdi” gibi sadece olanları değil,olması gerekenleri de gün yüzüne çıkartmak ve çözüm önerileri sunma başarı ve becerisini gerektirir.

Ve “Gazeteci olunmaz.Gazeteci doğulur.”

 

 

Lütfen Paylaşın ve Beğenin