CHP’Lİ SARIBAL:ASIL OLAN HARAM KAZANIP HELAL DİYE YUTTURMAMAKTIR

CHP Bursa Milletvekili Bursa Orhan SARIBAL Mecliste görüşülerek yasalaşan “Helal Akreditasyon Kurumu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Tasarısı” hakkında yazılı bir açıklama yaptı.


HELAL AKREDİTASYONU OLMAYAN MALLARI YİYENLER HARAM MI YEMİŞ OLACAKLAR?

Türkiye birçok etnik grubu barındıran bir ülkedir. Öte yandan halkımız din ve inanç bakımından çok farklı anlayışlara sahiptir. Her mezhep, tarikat, cemaat helal-haram kavramlarını farklı tanımlamaktadır. Bu tasarı vatandaşlar arasında ayrım yapmaktadır. Bu koşullar altında helal akreditasyonu olmayan malları yiyenler haram mı yemiş olacaklar?

TOPLUMUMUZU HELAL-HARAM TARTIŞMASI ÜZERİNDEN BÖLMEYELİM

Tasarı, mevcut haliyle dış piyasa odaklı gözükse de uygulamaya geçtikten sonra iç piyasayı da etkileyecektir. Müftülere nikah yetkisi tanıyan tasarının tartışmalarındaki “isteyen belediyeye, isteyen müftüye gider” söyleminde olduğu gibi mal ve hizmetler de “isteyen helal ürün tercih eder, istemeyen etmez” üzerinden bir ayrışmaya yol açabilecektir.

Siyasi iktidarların piyasada bu denli ayırıcı uygulamaya hakkı yoktur. Bu tasarı devletin taraf tutması demektir ve piyasada haksız rekabet yaratacaktır. Oysa devletin ekonomideki temel görevi haksız rekabeti önlemektir.

Başta gıda olmak üzere tekstil, kozmetik gibi birçok alanı içine alan “Helal ürün” piyasası 1,8 milyar Müslüman nüfusu kapsayan, yaklaşık 2 trilyon dolarlık bir pazar. Bu büyük pazarın hedefi Müslümanlar, ama pazara yüzde 80’i Müslüman olmayan ülkeler hakim. Batıda ABD, Kanada, Brezilya öne çıkan ülkeler.

İTHAL ETTİĞİMİZ SIĞIR ETİNİN HELAL AKREDİTASYONUNU YAPAN KURUM MÜSLÜMAN MIYDI?

Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekçi, Müslüman ülkelerle ilgili bir ürünün helal sertifikasını veren yapının Müslüman olmadığını söylüyor. Örneğin, Suudi Arabistan’ın Brezilya’dan ithal ettiği tavuğun helal akreditasyonunu yapan kurum Müslüman değilmiş.

Şimdi burada sormak gerekir: Türkiye 2010-2017 döneminde 1 milyar doların üzerinde döviz ödeyerek 220 bin ton sığır eti ithalatı yaptı. Bunun helal akreditasyonunu yapan kurum Müslüman mıydı?

HALKIMIZIN BEŞTE BİRİ YOKSUL

TÜİK verilerine göre, Türkiye’deki yoksulluk oranı yüzde 21,2’dir. Başka bir deyişle, ülkede yaşayan yaklaşık her beş kişiden biri, yoksuldur.

2002 yılında vatandaşların bankalara olan borcu 6,6 milyar lira iken günümüzde 72 kat artarak 473 milyar liraya yükselmiştir.

Türk-İş’in 2017 Eylül ayı verilerine göre, dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 1.523 liradır. Asgari ücretin 1.300 lira olduğu bir ülkede, bu alım koşullarında insanlarımızın sağlıklı, ulaşılabilir, yeterli, sürdürülebilir gıdaya ulaşması mümkün değildir.

YOKSULLARIN GIDAYA ERİŞİMİ ZORLAŞIYOR

Yoksulların gıdaya erişimi zorlaşırken, tarımdaki özelleştirme, taşeronlaşma, gıda güvenilirliğini tehdit eden hukuki düzenlemeler bu sıkıntıları daha da artırmaktadır. Girdi temininden üretime, işleme ve pazarlamaya kadar tüm gıda üretim süreci çokuluslu şirketlerin kontrolü altındadır. Halkımızın gıda egemenliği çokuluslu şirketlerin güdümüne girmiştir. Oysa hiçbir egemen ülke gıda üretimi gibi hayati bir konuyu başka ülkelere ihale edemez.

Tarımda ithalata bağımlılık her geçen gün artmaktadır. Artık tohumdan gübreye, ilaca, makineye; canlı büyük ve küçük baş hayvandan bunlardan yemine, samanına kadar her alanda ithalat, üretimi teslim almış durumdadır.

DEVLET HALKIN YETERLİ VE DENGELİ BESLENMESİNİ SAĞLAMALI

Devlet halkın yeterli ve dengeli beslenmesini sağlamak için gereken tedbirleri almak durumundadır. Bu nedenle tarım politikalarının amacı ülke nüfusunu nitelik ve nicelik olarak besleyecek bir tarımsal üretim düzeyinin sağlanması olmalıdır.

ABD ve Avrupa Birliği’nde kişi başına günlük hayvansal protein üretimi sırasıyla 70 ve 61 gram, Türkiye’de ise 36 gramdır. Türkiye hayvansal protein üretiminde dünyada 174 ülke arasında 90’ıncı sırada yer almaktadır. Kişi başına yıllık toplam (kırmızı ve beyaz) et üretimi Avrupa Birliği’nde 86 kg, Türkiye’de ise yüzde 60’tan fazlası tavuk eti olmak üzere 36 kg’dır.

Bu durum kişi başına hayvansal protein tüketiminin düşüklüğüne yol açmakta ve toplum yetersiz ve dengesiz beslenme sorunlarıyla karşı karşıya kalabilmektedir. Yetersiz hayvansal protein tüketiminin en bilinen olumsuz sonuçlarından biri de Türkiye’nin Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programında (PISA) elde ettiği puanlarla ancak orta veya son sıralarda yer almasıdır. 

YETERSİZ BESLENME NEDENİYLE HER 100 ÇOCUKTAN 12’SİNİNİN BOYU KISA KALIYOR

Dünya Sağlık Örgütü’ne göre kronik beslenme yetersizliğinin en önemli göstergesi beş yaşındaki boy kısalığıdır. Ülkemizde kronik beslenme yetersizliğine bağlı olarak görülen boy kısalığı her 100 çocuktan 12’sini etkilemektedir. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de bölgesel farklılıklar bulunmaktadır. Batıda yüzde 5 olan oranlar doğuda yüzde 30’ları bulmaktadır.

ASIL OLAN HARAM KAZANIP HELAL DİYE YUTTURMAMAKTIR

Bırakalım bu helal-haram tartışmalarını. Kazancı helal olanın, alın teri ile kazananın lokması zaten helaldir. Asıl olan, tüyü bitmemiş yetimin hakkına el uzatmamak, haram kazanıp helal diye yutturmamaktır.  

Lütfen Paylaşın ve Beğenin