CHP’li Sarıbal’dan “Kölelik Yasası” tepkisi:

‘Tazminat yok, sağlık güvencesi yok, emeklilik yok!’

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, “Çağdaş Kölelik Yasası olarak nitelediği” kiralık işçilik ile ilgili kanun tasarısının AKP tarafından onaylanmasına sert tepki gösterdi. Sarıbal, “Bu uygulama ile işçilerimiz tazminat alamayacak, sağlık güvencesinden yararlanamayacak hatta emekli olamayacak. Sosyal açıdan da aile bütünlüğü tehlikede!” dedi.

AKP Hükümetinin “Ulusal İstihdam Strateji Belgesi” ile gündeme getirdiği işçi kiralama şirketleri veya “çağdaş amele pazarı” olarak adlandırılan Özel İstihdam Bürolarının (ÖİB) kurulmasına yönelik “İş Kanunu ile Türkiye İş Kurumu Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı”nın TBMM Genel Kurulu’nda AKP tarafından onaylanması, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal tarafından sert tepkiyle karşılandı. Konuyla ilgili basın açıklaması yapan Sarıbal, Kiralık işçilik uygulamasının, esnek istihdam biçimlerinin en güvencesizi olduğunu vurguladı. “Yayımlanan son verilere göre, dünyada 40 milyonu aşkın işçi özel istihdam büroları aracılığıyla kiralık işçi olarak istihdam edilmiş olup; bunlardan yüzde 52’si üç aydan daha kısa süreli olarak çalışmaktadırlar” diyen Sarıbal,  “Dünyada kiralık işçilerin yaşadıklarına ilişkin yapılan araştırmalarda bu uygulamanın “çağdaş kölelik” olduğu belirtilmektedir. Microsoft’un insan kaynakları müdürü konuyu şu sözlerle çok iyi özetlemiştir: “İneği sağmak varken, neden sahibi olayım ki?” şeklinde konuştu.

Kiralık işçilik konusunun uzun zamandır Türkiye’nin gündemine olduğunu hatırlatan Sarıbal,  günümüzde sayıları 400’ün üzerinde olan özel istihdam bürolarının işçi kiralamasının yasak olmasına karşılık, yasadışı olarak işçi kiralama uygulaması yaptıklarını ifade etti.   “2009 yılında bu kapsamda hazırlanan kanun, dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından veto edilmiş; ancak konu gerek sermaye örgütleri, gerekse AKP iktidarı tarafından sürekli olarak gündemde tutulmuştur” diyen Sarıbal, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

2016 yılının başında asgari ücrete yapılan 300 lira zammın ardından, sermaye örgütlerinin taleplerine uygun olarak, işçilere verilen zammın karşılığının kat kat geri alınmasına yarayacak esnek- güvencesiz çalışma uygulaması hükümet tarafından yeniden gündeme getirilmiştir.  Özel istihdam büroları aracılığıyla geçici iş ilişkisi uygulamasını yasal hale getirmeyi amaçlayan ve kamuoyu tarafından “kiralık işçilik”, “işçi simsarlığı” veya “çağdaş kölelik” olarak adlandırılan “İş Kanunu ile Türkiye İş Kurumu Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” 6 Mayıs 2016 günü sabah 4’te AKP oylarıyla Meclis’ten geçti. “

‘Sendikalar da sorumlu!’

“Bunda hepimizin olduğu kadar, bu kanunun çıkmasını seyreden veya yasaya karşı olduğunu yalnızca birkaç basın açıklaması ve etkisiz eylemlerle geçiştiren; bir araya gelerek ortak mücadele etmeyen sendikalar ve konfederasyonların da sorumluluğu bulunmaktadır.”Basın Açık. 1

‘Zincirli kölelik geri geliyor!’

“Öncelikle belirtmek gerekir ki; bu yasa ile işçilerin büyük bir bölümünün önümüzdeki dönemde sanayi devrimi öncesinde olduğu şekilde egemen sınıfların “zincirli köleleri” gibi çalıştırılmaları; ülkemizin bu anlamda çalışma ilişkileri bakımından Uzakdoğu ülkeleriyle yarışır duruma gelmesi kaçınılmaz olacaktır.Bu kanun işçilerin sendikal örgütlenme, toplusözleşme yapma, hak talep etme, direniş ve grev yapma gibi haklarını ortadan kaldıracak, emeklilik şansını yok edecek; hem kölelik büroları, hem de işverenler tarafından katmerli bir şekilde sömürülmelerine yol açacaktır.  Emekçi sınıflar güvencesizliğe, ağır ve sağlıksız çalışma koşullarıyla yoğun bir sömürüye ve yoksulluğa mahkûm edilecek; böylelikle sınıflar arasında var olan eşitsizlikler daha da derinleşecektir. “

Kanun neleri içeriyor?

“Kanuna göre, işyerlerinde çalıştırılacak kiralık işçi sayısı, toplam işçi sayısının yüzde 25’ini geçemeyecek; ancak on ve daha az işçi çalıştırılan işyerlerinde beş işçiye kadar kiralık işçi çalıştırtılabilecektir” hatırlatmasında bulunan Sarıbal, bunun ne anlama geldiğini de şöyle anlattı:

“Bu; kayıtlı istihdamın neredeyse yarısının kölelik büroları tarafından güvencesiz olarak çalıştırılacağı anlamına gelmektedir. Ülkemizde on ve daha az işçi çalıştıran küçük işletmelerin toplam işyerlerinin yüzde 86’sını oluşturduğu dikkate alındığında, durum daha açıklığıyla ortaya çıkmaktadır. Öte yandan bu yasa öncelikle kadınları ve tarım işçilerini vuracaktır. Çünkü kadınların yoğun olarak çalıştıkları mevsimlik tarım işleri, temizlik işleri, hasta ve yaşlı bakımı işleri özel istihdam bürolarının sürekli iş ilişkisi kurabileceği işler olarak tanımlanmaktadır. Bu uygulama ile söz konusu alanlarda çalışan kadınlarımızın kaderi tümüyle özel istihdam bürolarına terk edilmekte; mevsimlik işlerde dayıbaşlarının yerini özel istihdam büroları almakta; ev işçileri özel istihdam büroları aracılığıyla kiralanmaktadır. Çalışma yaşamında öncelikle kadınları ve tarım işçilerini vuracak olan bu kölelik koşulları; giderek tüm işçilerin çağdaş köleler haline getirilmelerinin önünü açmaktadır.”

“Tazminat yok, sağlık hakkı yok!’

Söz konusu yasa kapsamında çalıştırılacak işçilerin 1 yıl dolmadan tazminat alınamaması şeklindeki uygulama nedeniyle tazminat hakkından mahrum kalacağına dikkat çeken Sarıbal, “9 ay bir yerde çalıştırılıp tazminat hakkı doğmasın diye başka bir işverene gönderilecek işçiler ne yapacak?” diye sordu. Sağlık güvencesinden faydalanabilmeleri için 1 yılda 90 gün kesintisiz prim ödeme zorunluluğunun bulunduğuna da dikkat çeken Sarıbal, “Bu, sürekli firma değiştirmek zorunda kalacak işçilerimizin sağlık güvencesinden de yararlanamaması anlamına gelecektir” dedi.  “Emeklilik hakkını elde etmenin imkansız hale gelmesiyle emekçilerimiz geleceğe güvenle bakamayacak” diyerek uygulamanın bir diğer haksız tarafına dikkat çeken Sarıbal, sosyal etkileri bakımından da uygulamanın aile bütünlüğünü olumsuz etkileyeceğine vurgu yaptı.

“Bunun adı insan ticaretidir’

Özel istihdam bürolarını “çağdaş köle pazarları” olarak niteleyen Sarıbal, “Özel istihdam büroları aracılığıyla geçici iş ilişkisi uygulaması ise insan ticaretidir. İnsan ticareti, tarihteki en büyük insanlık suçlarından biridir.Emek düşmanı uygulamalara ve çağdaş köleliğe karşı; eşitlik, özgürlük, laiklik ve demokrasi için güçlerimizi birleştirerek ortaklaşa mücadele etmekten başka da çare bulunmamaktadır” ifadelerini kullandı.

Lütfen Paylaşın ve Beğenin