DAVULUN SESİ…

Bursa’da ikamet edip, birkaç günlüğüne Karacabey’e gelen bir meslektaşımızın; “Karacabey Dikkat Çekiyor” başlıklı yazısını, Belediye Başkanı Ali Özkan da paylaştığı için sanırım çoğunuz okudunuz. Yazar aynen şöyle diyor: “Karacabey Belediye Başkanı Ali Özkan, göreve gelirken hedeflediği konularda önemli yol almış. Kısaca 3T olarak adlandırdığı Tarım, Turizm, Teknoloji alanlarında güzel çalışmalar yapmış ve yeni birçok projenin de altyapısını hazırlamış. 3D olarak adlandırdığı ve hayatın en reel kırılma noktalarına temas etme amacıyla hazırladığı Doğum, Düğün, Defin çalışmalarıyla da başarıyı yakalamış. Sosyal projelerle ilgili ilçede ciddi bir memnuniyet söz konusu. Kendisini ‘mobil başkan’ konumlandıran ve böyle anılmaktan da keyif alan Ali Özkan, sürekli vatandaşlarla temas halinde. Bunun meyvelerini de alıyor. Seçimde yüzde 35 oyla seçilen Özkan’ın Karacabey’de yapılan son anketlerde yüzde 50 oranında beğenildiği görülüyor.”

Özkan’ın üç T’sinden ilkini ele alalım. Yani TARIM’ı. Ve irdeleyelim bakalım yapılan güzel çalışmalar nelermiş! Sonuç alınamayan başarısız bir DOMATES ÇALIŞTAYI… Devlet Hastanesi ile Trakya Birlik Yağ Fabrikası arasında kalan verimli tarım arazilerini sanayiye açma projesi mi? Ünü Türkiye’ye yayılmış panayırlarımıza sünger çeken Belediye eski Başkanı Ergün Koç’un başlattığı, Başkan  Özkan’ın ise kucağında bulduğu çok amaçlı kapalı pazaryerinde düzenlenen adına da “Fuar” denilen Tarım Makineleri Sergisi mi? İkinci T: TURİZM. Köylü vatandaşlarımızı otobüslere doldurup, Bursa’ya götürüp getirmek mi turizm? Üçüncü T ise; TEKNOLOJİ. “Ekmek yediğimiz, atadan kalma verimli tarım arazilerimiz elimizden alınıyor!” diye haykıran Taşpınarlıların feryatlarına kulak tıkanarak  oluşturulmaya çalışılan “TEKNOSAB” güzel  bir çalışma  olsa bile, Özkan’ın buradaki payı denizde damla bile olamaz! Altyapısı hazırlanan birçok proje ise,  ütopik yani düşsel “Disneyland” ve “Uluabat Kocaçay” masalları olmalı…Bir zamanlar Burulaş (Budo’nun) Karacabey Longozuna deniz motorları çalıştıracağı balonu gibi…!!!

Bizler, Karacabey’de yaşıyoruz. Birkaç günlüğüne iş için gelenlerden değiliz. Hasta olduğumuz zaman yaşlımız, gencimiz, kadınımız ve kızımız  açık havada ve her türlü hava koşullarında, kimi zaman yağmurda ıslanarak, kimi zaman soğukta titreyerek hastaneye ulaşabilmek için Bursa Caddesi’inde minibüs bekliyoruz. Adı üstünde, mini otobüs dolu gelince de hasta halimizle ayakta gidiyoruz. Bir yağmur sonrası yoldaki çukurlarda biriken yağmur sularını araçlar üzerimize  sıçratınca, birilerinin kulağını çınlatmaktan başka elimizden bir şey gelmiyor. Karacabey Gençlik Parkı’nda bir bankta otururken ya sivrisinek saldırısına uğruyoruz, yada kurumuş çam ağaçlarından dökülen kurtçukların…Kargalar konuyor diye ve bahçeli evler kat karşılığı müteahhide verildiği için ağaçlarımız ya telefon direğine döndürüldü ya da kökünden yok edildi. Kumrular yuva kuracak dal bulamıyor. Çoğumuz sabahları kumru sesiyle uyanmaya hasret kaldık! Yaya kaldırımlarımız işgal altında! İnşaatlar  sokak ve caddelerin tümünü kaplıyor. Tuğla, kiremit dahil hayal bile edemeyeceğiniz; her türlü satılık malzeme, taşıt ve hele  hele kahvehane sandalyeleri…Erkek vatandaşlar için neyse de; kadınlarımız, kızlarımız için büyük sorun! Hatalı araç parkı ve denetimsizlik yüzünden sokaklarımıza halk arasında “Cankurtaran” denilen ambulans bile girip çıkmakta zorlanıyor. Diyelim hava çok güzel. Ve siz de emeklisiniz.Bir öğle sonrası eşinizi alıp şöyle bir cadde boyunca yürüyüşe çıkmış olsanız. Yorulduğunuzda bir nebze soluklanacağınız  yer bulamazsınız. İnsan gibi eşinizle oturacağınız bir çay bahçeniz, bir parkınız bile yok! Son iki yılda bizim oturduğumuz mahallede  muhtarın dahi haberi olmadan   sokağımızın adı değişti. Onu da tanımadığımız için kullanmıyoruz. Başkaca tek bir hizmet yok! O çok övünülen  ve kapağı açık olduğu için yazın sinek kaynayan çöp konteynırları da neye yarayacağı meçhul bir şekilde boyanırken, boyalı konteynırlar sadece görünür yerlere konuldu. Sokak araları yine boyasız konteynır dolu. Bu da yapılan işin sadece gösteriş amaçlı oluşunun bir göstergesidir. Ayrıca, trajikomiktir ki, bizim mahallede bazıları kahvehaneye bile  traktörü ile  geliyor. Başkan, vatandaşlarla madem her an temas halinde oluyor, buluşmalarında hiç mi eğitici bir şeyler söylemiyor ya da muhtarları uyarmıyor. Kahveciler Derneği ile görüşüp bu çirkinliğe son verilmek için daha ne bekleniyor?

“Davulun sesi uzaktan hoş gelir” derler. Evet yazar dostum, siz; “Karacabey Dikkat Çekiyor” demişsiniz! Ama Karacabey’in sizin saptamalarınızdan başka bizim için çok daha önemli ve dikkat çeken yönleri  var. Karacabey’de yaşayan bizler de tüm bu olumsuzluklara dikkatinizi çekmek isteriz.

Lütfen Paylaşın ve Beğenin