Muhtarlık ve Gazetecilik

Gürel ERGEN-Biliyorum çoğunuz bu iki mesleğin birbiri ile ne ilgisi var diyeceksiniz. Biri, belirli bir süre görev yapmak için seçilerek iş başına gelen, sosyal güvenlik pirimini, yani sigortasını, telefonunu,internetini,belindeki tabancasını, bilgisayarını, görev yaptığı binayı devletin karşıladığı ve hiç de azımsanmayacak bir aylık ödediği, (galiba toplu taşımadan da ücretsiz yararlanan) kamu görevlisi… 

Öyle ki,günümüzde muhtar adayı olmak, daha doğrusu muhtar seçilebilmek için ilçemizde iki kardeşin küsüştüğünü haber  yaparken, bazı bölgelerde kavgalar ve cinayetler işlendiğini bile duyduk. Muhtar olmaya bu ilgi ve arzu neden? Muhtar olmanın getireceği, halk deyimi ile  bir takım cazip ve “BELEŞ” avantajlar yüzünden değil mi? Bu sözlerimize itiraz eden muhtarların seçilmek için olağanüstü çaba,para harcamalarının nedenini, “vatana hizmet”  şeklinde açıklamaları ise kendilerini komik duruma düşürür!

Karacabey Belediye Meclisi kararı ile mahallesinden geçen bir sokağın adının değiştiğinden dahi haberi olmayan bir muhtarın tapu dairesinde yaşadığı sıkıntıları da biliyoruz.

Diğeri; yani gazeteci ise;  yetenekleri, aklı ve becerisi elverdiğince kamu görevi yapmaya çalışan, maaşını  özel sektörden alan,  bir anlamda her an işsiz kalabilen serbest çalışan kamu görevlisi. Kamu görevlisi tanımı pek uygun düşmüyor olsa da gazetecinin yaptığı iş kamu görevidir.Biliyorsunuz 24 Temmuz’da Gazeteciler Bayramını kutladık.Bayram mı? Kimin haberi oldu ki? Sadece üst düzey yöneticiler gazetecilerin gönüllerini hoş etmek için birkaç satır süslü laflarla sözde bayram mesajı yayımladılar.

Karacabey Belediye Başkanı Ali Özkan’ın 24 T emmuz Basın Bayramı’nda yayımladığı mesajı örnek gösterebiliriz.Özkan’ın mesajı şöyle:

“Türk basın tarihinin en önemli dönüm noktalarından biri olarak kabul edilen 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramınızı, en içten dileklerimle kutluyorum. Çağdaş bir hukuk devletinin vazgeçilmez unsurlarından biri olan basınımız, doğru ve ilkeli yayımcılık anlayışıyla kamuoyunu aydınlatırken, toplumsal gelişimde de büyük bir rol oynamaktadır. Gece-gündüz demeden, sorumluluk bilinci içerisinde, toplumsal değerlere saygılı şekilde emek sarf eden basınımız; gerçekten çok değerli bir görev icra etmektedir. Hem kentimizin hem de ülkemizin sosyal, kültürel ve ekonomik yönden gelişmesi noktasında basınımızın katkıları asla yadsınamaz… Zaman ve mekân farkı gözetmeksizin, büyük bir özveriyle görevini yerine getiren basınımızın, ‘kamuoyunun vicdanı’ olarak yaptıkları çalışmalar da zaten, toplumumuz nezdinde her fırsatta takdirle karşılanmaktadır. Ülkemizin birlik ve beraberliğine, devletimizin bekasına, milli iradeye ve demokrasimize katkılar sağlayan tüm basın mensuplarının, 24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramını tebrik ediyor; görevlerinde nice başarı dolu, sağlıklı ve mutlu günler diliyorum.”

Gördünüz mü ?  Bizim anlatmaya çalıştıklarımızı Özkan ne güzel özetlemiş…Kendisine teşekkür ederiz.

Ama ya Muhtarlar?

Beş yıldan 5 yıla seçilir, yukarıda saydığımız devletin kendilerine sağladığı olanaklardan ücretsiz yararlandıkları gibi, bir de asgari ücret düzeyinde maaş alırlar.

Yaptıkları iş nedir? Beş yılda bir seçimden seçime kapı kapı gezerek, oy pusulası dağıtmak ve eğer kendisi muhtar adayı ise  oy pusulasını seçmene bırakarak “Aman oyunuzu bana verin” demek. Yaşamakta olduğumuz pandemi sürecinde 65 yaş üzerinde olduğumuz için iki kişi yaşadığımız evde 3 ay dışarı çıkamadığımız halde biz mahalle muhtarımızın yüzünü bile göremedik, Ömrümüz var ise gelecek seçimde oy pusulasını zahmet edip kapıya getirince görürüz artık!

Ha… ‘Yiğidi öldür,hakkını yeme demişler’ Biz de hak yemeyelim ve muhtarların  zorunlu olarak “postacılık” yaptığını da belirtelim.Alıcılarını adreslerinde bulamayan posta dağıtıcıları, gönderileri muhtara bırakıyor.Teslimi ya da iadesi muhtarın işi.Sanki maaşlarını PTT veriyor…

Konuyu bu denli uzun anlattıktan sonra sadede gelelim:

Karacabey’de kaç tane muhtar adı taşıyan sokak var? Bilen var mı? Saymadık ama onlarca vardır herhalde.Kamuya hangi hizmetlerinin karşılığıdır bu? Bir muhtar vefat edince belediye  meclisimiz yangından mal kaçırır gibi hemen o muhtarın adını oturduğu sokağa,hatta 4 mahalleden geçen sokağa vermekte hiçbir sakınca görmüyor.

İyi güzel de Karacabey’de hiç GAZETECİ  bir büyüğümüzün adını taşıyan tek bir sokak var mı?

Karacabey’de ilk gazeteyi çıkartan,hatta kalıpları baskı için Bursa’ya taşıyıp orada bastırdıktan sonra Karacabey’de dağıtan rahmetli Mehmet Özgür, ayni işi yıllarca sürdüren Karacabey Gazetesi sahibi Abdullah Yüksel Özgür, (Sonraları gazetesini başkalarına satarak kendisi yurt dışına gitse de…) Meltem Gazetesi’nin ilk sahibi Malik Kırımlı…Hangisinin ismi bir sokakta var?

Hiçbirinin!!!

BU kentte, 50 yıldır gazetecilik yapmış,yerelde  MÜCADELE Gazetesi’ni yayımlamaktan başka,  TRT, HÜRRİYET, CUMHURİYET, MİLLİYET, ANADOLU AJANSI, TERCÜMAN, GÜNAYDIN, DOĞRU VE BURSA HAKİMİYET gibi önemli medya kuruluşlarında çalışarak emekli olmuş ve ekmeğini sadece bu meslekten kazanmış biri olarak, şimdi de ilçeme  ve ülkeme hizmet amacıyla Karacabey YENİ HABER adlı işte bu internet gazetesini çıkartıyorum.

Karacabey YENİ HABER olarak, bizden yaşça büyük vefat etmiş meslekdaş ağbilerimize karşı duyduğumuz meslek saygısı gereği görevimizi yaparak belediyeyi uyarmayı gerekli gördük.

Halen fedakarca ve Özkan’ın dile getirdiği çeşitli özveri ile görevlerini yerine getiren  genç gazeteciler !!!

Umarım, ileride sizin de hakkınızı arayacak bir meslektaşınız olur..

:

Lütfen Paylaşın ve Beğenin
Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial
E-bulten