Orhan Sarıbal: AKP 12 Eylül’ün devamıdır

Cumhuriyet Halk Partisi Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, hep sonuçlardan bahsettiklerini belirtirken; “Peki bizi bu sonuca getiren kimdir?” sorusunu sordu ve 12 Eylül’den bu yana gelen süreci anlattı.

CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, dün 36. Yıldönümü olan 12 Eylül darbesiyle konuşmasına başladı. Sarıbal; “Hep sonuçlardan bahsediyoruz. Şu kadar ceza, infaz, katliam, mağduriyet, talan, yağma, yok etme gibi. Bu bir sonuçtur. Peki bizi bu sonuca getiren kimdir, nedir, ne istiyor bu adamlar? Dertleri ne ve nereden çıktılar geldiler? Eğer biz bu konulara cevap vermez isek, iktidardan istediğimiz hesaplaşma ve yüzleşmeyi gerçekleştiremezsek tekrar tekrar sonuçlardan bahsederiz. 12 Eylül faşizmini hemen hemen herkes hatırlar. 12 Eylül faşizminin 2 sonucu vardır. Biri devletin egemenliğini yok edip, kamu kaynaklarını önce karma sonra serbest piyasaya geçirip, neo liberal politikalar dediğimiz serbest piyasaya teslim etmektir. Yani bize ait olan, Cumhuriyetin bize emanet ettiği bütün değerleri siyasi iktidarlar aracılığıyla peşkeş çekildi. Halkın malını halkın dışına verdiler. Ülkeyi Kurtuluş Savaşı’nda silahla alamadılar ya masa başında götürüyorlardı. Sonuç olarak ilki bu ülkenin bütün kaynaklarını peşkeş çekmekti. Ekonomik olarak sömürünün en hızlı başladığı dönemiydi. İkincisi siyasal sonuçlarıydı. Komünizme karşı sözüm ona bu ülkede gericiliği büyütmek. 12 Eylül faşizmi bunu yaptı. Alevi köylerine zorla camii yaptıran, yurtdışına din adamlarını eğitime gönderen, misyonerlik yaptıran, kuran kurslarını açtıran tam da 12 Eylül faşizminin hükümeti değil midir? Onun devamında gelen bütün hükümetlere bir bakın. 12 Eylül faşizmi geldikten sonra 24 Ocak 1980 kararlarını elledi mi? Tam tersi daha da büyüttü. IMF’e, Dünya Bankası’na çok uluslu şirketlere bu ülkeyi peşkeş çekmeye devam etti. İsteyerek yaptı bunu. Bunun karşısında yurtseverler, solcular, demokratlar, aydınlar yani emperyalizme ve kapitalizme direnen dostlar vardı. 12 Eylül’ün en önemli çıktılarından birisi de bir daha bu ülkede yurtseverler iktidar olmasın diye bir daha bu ülkede demokrasiden, özgürlükten, halkların kardeşliğinden, evrensel değerlerden, bireysel hak ve özgürlüklerden yana mücadele edecek bir tek aydın kalmayana kadar hepsini siyasetten uzaklaştırdılar” dedi.

KALKINMACI MUHAFAZAKAR SİSTEM

12 Eylül sonrası Turgut Özal Hükümetinin AKP Hükümetiyle benzerliklerini anlatan Sarıbal; “Siyaseti bankerlere bıraktılar, ABD’nin o günkü oyuncağı Özal’la. Özal ne yaptı? Bu ülkede ne eğitim, ne adalet, ne dostluk, ne kardeşlik bıraktı. Tek amaçları şuydu; Bir tarafta büyüteceğiz, kalkınacağız, bir tarafta gerileştireceğiz. Tam da AKP bu düzen üzerine gelip oturmuştur. 2002 yılında AKP geldiğinde misyonu şuydu: Kalkınmacı muhafazakar sistem. ne demek o? Bir tarafta kalkınacağız ama üreterek değil, yabancı bankalar gelecek, halka bol bol kredi verecek, 7’den 70’e herkes krediyle borç batağına girecek, parası olmayanın cebinde onlarca kredi kartı olacak ve hızlıca bir büyüme olacak ama borçlanmayla. Halkın bu borcu ödeme şansı olmadığını herkes biliyordu. Önce toplumu esir aldılar sonra da tutsak aldı. İkinci ayak, bu ülkenin bütün kaynaklarını, KİT’leri, devleti küçült, devlet ticaret yapmasın, devlet taşımasın, devlet maden çıkarmasın, devlet kredi vermesin. Kim yapacak? Çok uluslu şirketler, onların paravanları ve yeni işbirlikçileri. Bunun yanında eğitimde ve yaşamda gericileşme. Hızla bir mahalleye bir camii oturtacaksınız, hızla kuran kurslarını artıracaksınız. 2002 yılında geldiklerinde 120 bin İmam Hatip öğrencisi vardı. Şimdi 1,5 milyon İmam Hatip öğrencisi var. Hızla da okulları çevirmeye devam ediyorlar. Bin tarafta aldatanlar ve kandıranlar partisi halkı kandırarak borç batağına sürükleyerek halkı yoksullaştırıyor, öbür tarafta ganimetleri topluyor. Şöyle diyor mesela Tayyip Erdoğan: Değerli Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları. Siz Müslümansınız, Müslümanlık çok değerli bir şeydir. Ama bu dünya fani, bu dünya geçici, siz asır öbür dünyayı düşünün. O zaman soruyu şuradan sormak lazım: Sayın Cumhurbaşkanı, madem bu dünya geçici, fani, öbür dünya asıl, neden bütün yatırımı bu ülkeye yapıyorsunuz, halkı neden açlığa terk ediyorsunuz? 2002 yılından bu yana bu ülkenin bütün Kamu Kurumlarını, devlet yönetim organlarının tümünü Fettullah Gülen cemaati arkadaşına kendi eliyle bizzat tek tek verip yerleştirmedi mi? Şimdi diyor ki sızmışlar” yorumunda bulundu.unnamed

GANİMETLERİ PAYLAŞAMADILAR

Recep Tayyip Erdoğan ile Fettullah Gülen’in ülkenin ganimetlerini paylaşma konusunda anlaşmazlığa girdiğini söyleyen CHP Bursa milletvekili Orhan Sarıbal sözlerini şöyle sürdürdü: 15 Temmuz’un adı şudur: Tayyip Erdoğan ile Fettullah Gülen bu ülkenin ganimetlerini paylaşma konusunda rahatsızlık duydular. Bu ülkeyi ama laik demokratik sosyal hukuk devletini değil, onların kafasındaki gerici ve şeriatçı o devleti ben yöneteceğim kavgası yaptılar. İkisinin birbirinden hiçbir farkı yoktur. Sadece ganimeti ve iktidarı paylaşmak konusunda rahatsızlardı. Birbiriyle olan çatışmanın bedelini bu ülkenin halkına bu ülkenin toplumuna ödetiyorlar. Bizim bunu kabul etmemiz mümkün değil. Gelelim Yenikapı ruhuna. Öyle bir ruh falan yok. Biz 15 Temmuz’un ertesi günü mecliste OHAL yasası çıktığı gün onlarla her türlü arkadaşlık meselemiz bitmiştir. Öyle bir şey yok. Yenikapı’da Genel Başkanımız sadece devletli olmanın vazifesini yerine getirdi, büyük bir lütuf gösterdi. Ama bu onlar ne derseler yapacağız anlamını taşımıyor. Ve bir şey daha yapmamız gerekiyor. Bize artık bir tek yol kaldı. Mustafa Kemal Atatürk, bize bıraktığı bu çağdaş ülkenin bütün değerlerini altın tepside verdi. Neye karşı? O bugün hortlayan gericilere karşı. Bizler bu değerleri koruyamadık. Zayıflıyoruz bu konuda ve o egemenliği eline geçiren güruh ısrarla bunları yok etmeye çalışıyor. Buna karşı itirazımızı yükselteceğiz. İtiraz eden herkes dinine, diline, mezhebine, rengine, yaşam şekline bakılmaksızın bir tek amaçta buluşmak zorunda. Buna ihtiyacımız var. Bir mucize beklemeyeceğiz. Bize altın tepside cumhuriyet sunulmadığını biliyoruz. Biz her birimiz birlikte omuz omuza geldiğimizde kocaman oluyoruz, çoğalıyoruz. Biliniz ki onlar çok korkak. Hatırlarsınız değil mi 15 Temmuz’u. Bir baktı Cumhurbaşkanı arkasında kimse yok, yerle bir. Normalde halkı devletin koruması gerekirken, halka yalvardı, halkım gelin beni koruyun dedi. O zaman bu zayıflıktır. Biz çok güçlüyüz. Çünkü biz birlikte bu ülkeyi kurduk, birlikte yaşatacağız. Şu gök kubbe altında şad olsun ki; onlar hiçbir zaman bu toprakları birden teslim alamayacaklar, onlar bu ülkeye şeriatı getiremeyecekler. Onlar hiçbir zaman bu ülkede zulmü kalıcı kılamayacaklar. Bizim başarmamız gereken budur.” Sarıbal, Nazım Hikmet’in sözleriyle konuşmasını sonlandırdı: “Büyük Nazım’ın dediği gibi; Bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine. Kahrolsun faşizm, yaşasın Cumhuriyet Halk Partisi.”

 

Lütfen Paylaşın ve Beğenin