ÖZDEMİR: CUMHURİYET DİMDİK AYAKTA…

ÖZDEMİR; “CUMHURİYET DİMDİK AYAKTA DURMAYA DEVAM EDECEKTİR”


Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Başkanı Şadi Özdemir, İl Başkanlığında gerçekleştirilen basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 15 Temmuz’un ardından, sürecin fırsata çevrildiğini ve Cumhuriyet adı geçen tüm kurumların saldırı altında olduğunu belirten Özdemir; “Bilmedikleri bir şey var; Cumhuriyet de, Cumhuriyet Gazetesi de, Cumhuriyet Halk Partisi de nerelerden geçti. Bütün bu kurumlar 12 Mart’lar, 12 Eylül’ler yaşadı ama hiçbir şekilde yıkılmadı. Her zaman dimdik ayakta durdu, durmaya da devam edecektir” dedi.

Cumhuriyet Halk Partisi Bursa İl Başkanı Şadi Özdemir, İl Başkanlığında basın toplantısı düzenleyerek, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Toplantıya CHP Genel Başkan Yardımcıları Veli Ağbaba ve Lale Karabıyık ile PM Üyesi Orhan Sarıbal, Bursa Milletvekilleri Nurhayat Altaca Kayışoğlu, Erkan aydın, Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm, Kocaeli Milletvekili Tahsin Tarhan, İlçe Başkanları, İl Yöneticileri, Kadın ve Gençlik Kolları ile çok sayıda partili katıldı. Diyarbakır’da gerçekleştirilen terör saldırısında şehit düşen polis ve sivil yurttaşları anarak konuşmasına başlayan Şadi Özdemir; “Hem polislerimize, hem sivil yurttaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar dilerim. Şehitlerimizi 15 Temmuz şehitleri ve diğer şehitler diye ayıran hükümeti de kınıyoruz” dedi. 7 Haziran seçimlerinde AKP’nin tek başına iktidarı kaybettiğinden bu yana ülkede bir terör ortamı yaratıldığını ifade eden Özdemir; “Mezhepçi ve etnik siyaset anlayışı hızla tırmandırılmış, artık şehit haberlerini olağan hale, takip edilemez hale getirmiştir. 15 Temmuz’a karşı siyasetin birlikte duruş sergileyip, darbe kalkışmasını engellenmesinin ardından bunu fırsata çeviren Sayın Cumhurbaşkanı ve hükümet olmak üzere, adeta yeni bir darbe yapmış durumda.

 Kendi kadrolarını, kendi dikta yapılarını hızla örmekteler” diye konuştu.

 FETÖ gerekçesiyle tasfiye edilenlerin yerine öğretmen atamaları yapıldığına ancak liyakatın yine uygulanmadığına dikkat çeken Özdemir;  “Bursa’da 13 komisyon var. 13’ünün de başkanı ve üyeleri AKP’ye yakın sendikacılar. Öğretmen alım mülakat komisyonu bunlar. Demokrasi bayrağını elinden bırakmayan Sayın Cumhurbaşkanımız ve hükümet, rektör atamalarıyla ilgili de bir karar verdi. Zaten tamamen antidemokratik olan, ama yine de bir seçimle, ‘seçimde ilk 3’e giren’ diye bir kıstas varken, Kanun hükmünde kararnamelerle onu da ‘seçime de gerek yok, biz atayacağız’ diye bir karar verdi. Hakim savcı atamalarında da aynı şeyler uygulanıyor. Görüyoruz ki liyakat yine sıfır, yine başka yapıları devlete egemen kılma faaliyetleri hızla devam ediyor. Tam bu günlerde terörize edilmiş ortam yaratılmaya hızla başlanmış durumda” açıklamasında bulundu.

unnamed

 TÜRKİYE, BİR ARAP DEVLETİ DEĞİLDİR

 “Son dönemlerde özellikle Cumhuriyetimize, Cumhuriyet Gazetesi’ne ve Cumhuriyet Halk Partisi’ne yapılan saldırılar hızla tırmandırılmaktadır” diyen Özdemir sözlerini şöyle sürdürdü: “Bunun arkasında bir şey var. Ortamı, kaos ortamına çevirmek ve dikta rejimini fiilen ilan etmek. ‘7 Haziran seçimlerini kabul etmiyorum’ dedi. Ana Muhalefet partisinin Genel Başkanına hükümet kurma görevi vermedi. Emrivaki bir şekilde seçimlere gitti. Yine fiili bir durum var. ‘Anayasayı bana uydurun’ diyecek kadar aymaz hale gelindi. Bugün de bütün bu saldırıların arkasında başka şeyler var.” Bursa Valiliği’nin düzenlediği 29 Ekim törenlerinde protokolde sadece CHP Milletvekilleri ve yöneticilerinin olduğunu belirten Özdemir; “29 Ekim Cumhuriyet kutlamalarında Bursa’da hiçbir AKP Milletvekili, hiçbir AKP yöneticisi, hiçbir MHP Milletvekili, Hiçbir MHP yöneticisi Valilik kutlama ve törenlerinin hiçbirine katılmadı. Burada açık bir duruş var” dedi. Küçük devletlerin bile Türkiye’ye kafa tutmaya başladığını ifade eden Özdemir; “Türkiye bir Arap devleti değil. Türkiye Cumhuriyeti laik, demokratik bir Cumhuriyettir. Araplığa özenen bir anlayışla karşı karşıyayız ve bizi Araplara benzetmeye çalışıyorlar” diye konuştu. Cumhuriyet Halk Partisi’nin şimdiye kadar pek çok büyük sınavdan başarıyla geçtiğini vurgulayan Özdemir konuşmasını şöyle tamamladı: “Birlikteliğimizi, mücadele aşkımızı, yüreğimizdeki ateşi birleştirip sahayı, sokakları dolaşarak partimizi daha yukarılara çekmek zorundayız. Bilmedikleri bir şey var; Cumhuriyet de, Cumhuriyet Gazetesi de, Cumhuriyet Halk Partisi de nerelerden geçti. 93 yıllık Cumhuriyetimiz, partimiz ve Cumhuriyet Gazetesi aşağı yukarı aynı yaşta ve aynı büyüklüktedir. Bütün bu kurumlar 12 Mart’lar, 12 Eylül’ler yaşadı ama hiçbir şekilde yıkılmadı. Her zaman dimdik ayakta durdu. Yine hangi baskı, hangi tehdit, hangi terörize edilmiş ortam olursa olsun Cumhuriyet Halk Partisi de, Cumhuriyetimiz de, Cumhuriyet Gazetesi de dimdik ayakta durmaya devam edecektir.”

 AĞBABA: TESLİM OLMADIK, OLMAYACAĞIZ

unnamed2

CHP bursa İl Başkanı Şadi Özdemir’in ardından söz alan CHP Genel Başkan Yardımcısı Malatya Milletvekili Veli Ağbaba, Türkiye’nin olağanüstü bir dönemi de aşan bir dönemden geçtiğini ifade etti. 15 Temmuz’da, Türkiye’nin yaşadığı kanlı darbe girişimiyle başlayan sürecin özgürlükleri ve demokrasiyi yok ederek devam ettiğini belirten Veli Ağbaba; “Düşünüyoruz,15 Temmuz’da darbe girişimi başarılı olsaydı ne olurdu acaba? FETÖ ne yapardı? Kendine karşı şimdiye kadar en çok mücadele eden kurumları kapatırdı. Bunların başında Cumhuriyet Gazetesi geliyor. FETÖ’nün yapacağı ilk iş Cumhuriyet Gazetesi’ne el koymaktı. Haber alma özgürlüğümüzü, iletişim özgürlüğümüzü elimizden alırdı. Bugün Türkiye’nin her yanında sosyal medya, internet kapalı. Herhalde FETÖ darbeyi gerçekleştirmiş olsaydı veya darbe ile yönetiliyor olsaydık, Türkiye bunları yaşıyor olurdu” dedi. Türkiye hızla bir kaosa sürüklendiğini belirten Ağbaba; “Cumhuriyet Halk Partisi’ne bu dönem saldırılar arttı. Hem partimize, hem Cumhuriyet Gazetesi’ne yapılan saldırıları iyi değerlendirmemiz gerekiyor. Geçtiğimiz hafta Genel Başkan Yardımcımız Bülent Tezcan’a silahlı saldırıda bulunuldu. Bu saldırı, herkese bir gözdağı verilme niyetindedir. Öncelikle şunun altını çizmek istiyoruz; bütün milletvekillerimiz, bütün meclis grubumuz ve Türkiye’deki örgütlerimizle, korkuya teslim olmayacağımızın bilinmesini istiyoruz. Biz öyle karanlık kapılarda siyaset yapan bir anlayış değiliz.

Bu partinin geçmişteki İl Başkanları, Milletvekilleri, kurucuları bu uğurda şehit olmuştur. Gerekirse Cumhuriyet’i korumak için, bu değerleri korumak için her türlü bedel de ödeyeceğimiz o karanlık çeteler bilsin. Bizi yedi düvel teslim alamadı. Bizi 12 Eylül’ün o karanlık günleri teslim alamadı. Bizim o günlerde de İl Başkanlarımız, Milletvekillerimiz, Gençlik Kolları başkanlarımız şehit edildi. Ama teslim olmadık. Bu mücadelede de o çetelere teslim olmadan yolumuza devam edeceğimizin bilinmesini istiyorum” diye konuştu.

unnamed3

 AFRİKA ÜLKELERİNİN GERİSİNDEYİZ

Saldırıların sadece Cumhuriyet Halk Partisi’ne ya da cumhuriyet Gazetesi’ne olmadığını vurgulayan Ağbaba; “Cumhuriyet Gazetesi, Cumhuriyeti, laikliği, demokrasiyi savunuyor. Gazetenin sadece 11-12 yazarı değil, savunduğu değerler gözaltına alınmaya çalışılıyor. Türkiye’de maalesef medya kalmadı. Çok kanallı ama tek sesli bir medyayla karşı karşıyayız. Bir kaç tane yazılı basın kaldı. Biz sonuna kadar hukuku savunacağımızın herkes tarafından bilinmesini istiyoruz. Kim için olursa olsun, her zaman hukuku savunacağız” açıklamasında bulundu. “Yapılan uygulamalarla bir tek adamlık hevesi ama şimdi onun alt kurumları oluşturulmaya başlandı” diyen Ağbaba sözlerini şöyle sürdürdü: “Tek Üniversite. Bir Üniversitede rektör aynı zamanda pek çok fakültenin dekanıydı. Türkiye’deki bütün üniversiteleri kendilerine benzetmek istiyorlar. Tek adalet. Geçen akşam yaşananlar bizim siyaset tarihimize geçecek şeyler. Adalet Bakanı HDP milletvekilleri için diyor ki; ‘onlar da ifadelerini verseydi.’ Farklı yerlerdeki savcıların gece akıllarına geliyor, HDP Milletvekillerini, HDP Genel Başkanı’nı evinde basarak gözaltına alıyor. Geçmişteki dosyalarla ilgili ifade vermeleri gerekiyor. Eğer bu sadece ifadelerle ilgili bir şeyse aynı anda niye baskın yapıyorsun? Biz HDP’nin savunduğu düşünceleri savunmuyoruz. HDP’nin yapmış olduğu siyaset tarzını benimsemiyoruz. Ama milletvekillerinin bu şekilde derdest edilerek tutuklanması Türkiye’nin yararına değil. Bunu 90’lı yıllarda gördük. Türkiye’nin geldiği durumu değerlendirdiğimiz zaman, bizim özgürlükler bakımından, demokrasi bakımından, insan hakları bakımından geldiğimiz nokta maalesef Afrika ülkelerinin gerisinde.”

TAM DEMOKRASİYİ SAVUNMALIYIZ

Hükümetin bir tercih ortaya koyduğunu ve o yolda devam ettiğini ifade eden Ağbaba; “Bu tercih nedir? Tek adamlık, diktatörlük. Buradan bir kez daha söylemekte fayda görüyorum. Yaşadığımız coğrafyaya bakınca bizim savunduğumuz değerlerin, Cumhuriyet’in ne kadar önemli olduğunu görüyoruz. Parlamenter demokrasinin ne kadar önemli olduğunu görüyoruz. Yanı başımızda Irak, Suriye, Libya, Tunus, Mısır örnekleri var. Bunların tamamı tek adamla yönetiliyor. Saddam’ın yönetmiş olduğu ülkede bir buçuk milyon Müslüman katledildi. Suriye’de insanlar birbirlerini katlediyor. Mısır ve Libya da öyle. Hala başkanlığı, Türkiye’nin önüne kurtuluş olarak sunanlara bu örnekleri göstermek istiyoruz. Başkanlığın, tek adamlığın, diktatörlüğün ne anlama geldiğini yüzünüzü doğuya çevirin, bakın ne anlama geldiğini hep beraber görürüz. Başkanlıkta, tek adamlıkta kan var, gözyaşı var. Mezhep ayrımı var, kadın erkek eşitliği yok. Hukuk yok, yargı yok. O nedenle savunduğumuz ve her zamankinden daha fazla sahip çıkmamız gereken değerler, Türkiye’nin barışı için, bütünlüğü için gerekli. Ne diyor başbakan? Başkanlık gelmezse Türkiye bölünür diyor. Tehdit ediyor. 93 yıldan beri Türkiye’yi senin gibi kötü anlayışlar yönetmesine rağmen Türkiye bölündü mü? Birliğimizi, bütünlüğümüzü, Türkiye’nin bekasını devam ettireceksek parlamenter demokrasiyi, tam demokrasiyi savunmamız gerekir” dedi. 29 Ekim’de çıkan bir kararnameyle yine binlerce insan görevden alındığına dikkat çeken Ağbaba, saldırıların bütün kesimlere yönelik sürdüğünü belirterek; “Bir taraftan kendi gibi düşünmeyen kurumlara saldırıyor. KESK’e, Eğitim-Sen’e saldırıyor. O kurumları yok etmeye, kapatmaya çalışıyor. Bir taraftan birkaç tane kalmış bağımsız medyayı susturmaya çalışıyor. Cumhuriyet Halk Partisi başta olmak üzere siyasi partilere saldırıyor. Kendine uygun bir Türkiye dizayn etmeye çalışıyor” şeklinde konuştu.

GİTTİĞİNİZ YOL, YOL DEĞİL

Türkiye’de Cumhuriyet’e, parlamenter demokrasiye, Mustafa Kemal Atatürk’e sadece Cumhuriyet Halk Partililer’ in değil, Türkiye’de yaşayan herkesin sahip çıkacağının bilinmesi gerektiğini vurgulayan Ağbaba sözlerini şöyle tamamladı: “Bundan hiç kuşku duymuyoruz. Hükümeti buradan bir kez daha uyarıyoruz; gittiğiniz yol, yol değil. Türkiye’yi hızla bir iç savaşa sürüklüyorsunuz. Türkiye’yi hızla ayırıyorsunuz, bölüyorsunuz. Türkiye bunları hak etmiyor. 14 yıldan sora geldiğimiz noktada Türkiye’nin yönetimindeki zafiyetleri görün. 15 Temmuz’da kendi eliyle teslim etmiş olduğu bir grup, bir çete darbeye kalkıştı.  Türkiye’de her yerde canlı bombalar cirit atıyor. Artık İstanbul, Ankara Bağdat’a benziyor, Kabil’e benziyor. Türkiye maalesef Afganistan gibi, Pakistan gibi, Irak gibi olma yolunda hızla ilerliyor. İŞİD bunların döneminde ortaya çıktı. Darbe bunların döneminde oldu. Bugün terör varsa bunların döneminde arttı. Artık 2-3 şehit haber bile olmuyor. Geçtiğimiz gün 18 şehit haberimiz var, o anlı şanlı Cumhurbaşkanı gazoz açsa canlı veren televizyonlar o müzik, eğlence programlarına ara vermediler. Havuz medyasından, haram medyasından çıt yok. Geldiğimiz nokta bu. Hükümeti tekrar uyarıyoruz. O meşhur 15 Temmuz akşamı Türkiye parlamenter demokrasisine sahip çıkan siyasi partilerle, siyasi partileri ayırmadan birlikte hareket etmesi gerekir. Türkiye’nin önünün açılması gerekiyor.”

Lütfen Paylaşın ve Beğenin
Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial
E-bulten