ÖZGÜRLÜK BİR UÇURTMADIR!

Bilindiği gibi; Karacabey Cezaevi geçtiğimiz 2014 yılı Ekim ayında kapatıldı. Hükümlüler de en yakın cezaevlerine nakledildiler. İlçede artan yapılaşma yüzünden giderek şehir içi denilebilecek bir yerde kalması ve ülkemizde oluşturulan modern standartlardaki cezaevlerine uygun olmaması, 5 dönümlük araziye sahip kurumun kaçınılmaz sonunu oluşturdu.

Şimdilerde ürkütücü bir dinginliği yansıtan taş ve soğuk duvarların ardında ne acılar yaşandı kim bilir? Faaliyette olduğu dönemlerde, ziyaret ve dini bayram günlerinde adeta ana baba günü tabir edilen kalabalıkları oluşturan, “Kodeste” yakını olmaktan bir yanı daima ezik insanların, birinin girip diğerinin çıktığı günler sokak sakinlerinin anılarında kaldı. Biz ise, terk edilmiş cezaevinin o pek de yüksek olmayan, ama bakmasını bilen insanın yüreğini kanatan dikenli tellerle çevrili taş duvarlarına bakıp “özgürlük” denilen olgunun değerini tekrar tekrar özümsedik. Ve yıllar önce seyrettiğimiz Feride Çiçekoğlu’nun aynı adlı öyküsünden Tunç Başaran tarafından uyarlanmış, “UÇURTMAYI VURMASINLAR” filmini anımsadık. Filmde, siyasi kadın hükümlüler, havalandırmada bulundukları sırada taş duvarların ardından yükselen bir uçurtma, annesi ile cezaevinde kalmakta olan küçük Barış’ın dikkatini çekiyor…Herkes çığlık çığlığa… Başgardiyanın vurulmasını istediği, özgürlüğü simgeleyen uçurtma, bırakın vurulmayı, bir iken iki, iki iken üç ve giderek masmavi gökyüzü kapatacak sayıda çoğalıyor, özgürlük tüm gökyüzünü kaplıyordu!

Dileriz, hiç kimsenin özgürlüğü kısıtlanmasın ve gönlünüzdeki uçurtmanız, sizlerin kendi mavi göğünüzde sonsuza dek özgürce uçsun!

Lütfen Paylaşın ve Beğenin
Social media & sharing icons powered by UltimatelySocial
E-bulten